AlsahBlog

• 21/4/2007 - Zekeriya Sertel'den Nâzım Hikmet

Nâzım Hikmet’i Türkiye’den ayrılıp Romanya’ya ayak bastığı günden ölümüne kadar adım adım” izleyen Zekeriya Sertel, bakalım onu ve o zamanki Sovyetleri nasıl anlatıyor. Nâzım Hikmet’in Son Yılları (Milliyet Yayınları, 1978) adlı eserde Zekeriya Sertel şunları yazıyor:

“Burada (Bükreş’te) herşey ve herkes emrindedir. Romen hükûmetinin değerli bir misafiri olarak onu ağırlamak için hiçbir şey esirgenmemektedir... (Nâzım) Romanya’da uzun bir süre kalmaz. Misafirliğini kısa keser. Bir an önce Moskova’ya, hayâl ettiği ikinci vatanının başşehrine gitmek için sabırsızlanmaktadır.” (s. 21)

“Nâzım bir komünistti. Onun da ikinci vatanı, idealinin vatanı olan Sovyetler Birliği idi... Moskova’ya yerleştiği zaman dünyaya yeni doğmuş gibi kendini ter ü taze duymuştu.” (s. 29)

Şimdi de 30 Haziran 1951’deki Cumhuriyet gazetesinin haberini hatırlayalım: “Stalin’in şakşakcısı bundan sonra vatanının Rusya olduğunu, şehrinin Moskova bulunduğunu da söylemiş ve Stalin’in bayrağı altında vazife göreceğini kaydetmiştir.”

Yine Zekeriya Sertel’e dönelim. İsveç’teki işçilerle konuşurlar ve onların ne kadar refah içinde olduklarını görürler. Devamını kitaptan okuyalım.

“Otomobile biner binmez,

– Nâzım dedim, turnayı gözünden vurdun. Bundan daha güzel bir röportaj konusu olamaz.

Alay ettiğimi sanarak kızdı ve sonra,

– Deli misin, dedi.

– Niye, dedim.

– Ben bu gördüklerimi yazarsam, beni Sovyetler’den kovarlar da ondan. Bilmiyor musun, Moskova Radyosu, televizyonu ve Sovyet gazeteleri durup dinlenmeden kapitalist memleketlerdeki işçilerin sefaletinden, ırgatlığından, açlığından söz eder. Sovyet işçisinin görülmemiş refah ve hürriyete kavuştuğunu söyler. Ben bunun tersini nasıl yazabilirim?” (s. 121-122).

Helsinki’de de aynı refahı görünce Nâzım Hikmet’in “kendi kendini teselli için” nasıl “izah yolları” bulduğunu yine Sertel’den okuyalım.

“– Tabiî kardeşim, diyordu, herifler yüzyıllarca harp yüzü görmemişler, bütün varlıklarını daha iyi yaşamaya harcamışlar. Okullarını yapmışlar, başka milletleri sömürmüşler, işin keyfine varmışlar. Sovyetler’de öyle mi? Birinci, İkinci dünya savaşları, iç savaşlar, Çarlık devrinin kötü kalıntısı. Okul yok, yol yok, hastane yok, sanayi kurulmamış, devrimden sonra her şeyi yeni baştan yapmak zorunda kalmışlar. Hayatları savaş içinde geçmiş. Onların çektiğine bu milletler bir gün katlanmazlar. Hele dur, açlıkla, gerilikle, yoksulluklarla savaş bitsin, onlar da bir refah yoluna girsin o vakit sen seyret sosyalist dünyayı.” (s. 126).

Nâzım Hikmet’in Komünist Parti ile ilişkileri için de Z. Sertel şunları yazıyor:

“Nâzım parti disiplinine uymak için elinden geleni yapmaya çalışırdı, ama bir an gelir patlayıverirdi. İşte o vakit arkadaşlarının gözünde bütün kazandıklarını bir anda yitirirdi. Bu hâl onu çok üzerdi.

– Bak şu partinin başında bulunan arkadaşlara, derdi, hiçbirinin ciğeri beş para etmez. Kafaları işlemez. Ama boyun eğmesini, sıkı disipline uymasını becerdikleri için partice şerefli mevkilere geçerler. Bana bunu çok görürler.

Nâzım Hikmet bütün hayatında bu haksızlığa isyan etmiştir. Hattâ bu yüzden bir kez İstanbul’da partiden bile çıkarılmıştır. Moskova’da ikinci bir kez böyle bir akıbetle  karşılaşmamak için elinden geldiği kadar parti çizgisinin dışına çıkmamaya çalışırdı.” (s. 141).

Nâzım Hikmet’in sığındığı Stalin’in cinayetleri hakkında yine Sertel’e kulak verelim. “Moskova’da Bolşevik  Komünist Partisi’nin 20’nci kongresi toplandı. Bu kongrede o vaktin parti ve hükûmet Başkanı Kruşçev ilk kez Stalin’in işlediği zulüm ve cinayetleri ortaya döktü... Stalin döneminde kolhozlara girmek istemeyen dört buçuk milyon köylünün öldürüldüğü biliniyordu... Stalin 1937 ve 1948 yıllarında katliam denilebilecek iki büyük temizlik yapmıştı. O tarihte yüzyıllardan beri Kırım’da yaşayan bir milyon Türk’ü, 24 saat içinde çocukları, ihtiyarları, hastaları, gebe kadınları ve gençleriyle evlerinden söküp trenlere bindirerek Kazakistan çöllerine atıvermişlerdi. Azerbaycan’da -ki o vakit üç milyon nüfusu vardı- doktoru, yazarı, öğretmeni, sanatçısı, aktörü, bestecisi vs. ile otuz bin genci 24 saat içinde evlerinden alıp Sibirya’ya sürmüşlerdi. Özbekistan’da yarım milyon insan aynı akıbete uğramıştı. Türkmenistan’da kalburüstünde adam bırakılmamıştı.” (s. 160-161).

İşte Nâzım Hikmet’in “ikinci  vatan” olarak seçtiği Sovyetler Birliği böyle bir yerdir ve Nâzım bir “sıra neferi” olarak böyle bir rejime hizmet etmiş; Türkiye’nin de tıpkı akibetleri yukarıda anlatılan Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi bir Sovyet sosyalist cumhuriyeti olması için çalışmıştır. Bu maksat için çalışan Türkiye Komünist Partisi’nden ikinci kez atılmamak için “elinden geldiği kadar parti çizgisinin dışına çıkmamaya” özen göstermiştir.

Ne dersiniz eski ve yeni sosyalistler, eski ve yeni Nâzımseverler? İsterseniz Nâzım Hikmet’e hain demeyelim, Moskova’ya kaçtı demeyelim. Demeyelim ve hayatını biraz daha inceleyeyim.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 9/6/2007 - Merhaba

Yazan: huznunyuzueylul
Her gecenin bir sabahı, her akşamın bir şafağı vardır. Günün yarısı karanlıksa yarısı aydınlıktır. Bir yılın tamamının kış veya yaz olduğu nerede görülmüş ki? Her doğan gün yeni bir başlangıştır. Haziran gecesi güzelliğinde bir günaydınla geldim.
Bağlantı

• 10/5/2007 - Merhaba

Yazan: huznunyuzueylul
Hiçbir yerde bulunmayan bir gökyüzü var bu şehrin tavanında... Gece mavisi karışıyor düşlerimin tam ortasına... Hangi gökyüzü böylesine mavidir geceleri, Hangi rüzgar gezdirir saçlarımda imbatın tatlı esintisini... Hangi denizin dalgaları ninni olur uykularıma... Hangi parfüm taşır içinde leylak, yasemen, papatya, nergis, sümbül, manolya ve güllerin en güzelini... Yine martılar eşlik ediyor geceme ve yine ben geldim koparak düşlerinize... Merhaba
Bağlantı

• 6/5/2007 - Merhaba

Yazan: huznunyuzueylul
YİNE ALACAKARANLIK ŞAFAĞINDA BİR GÜN DOĞUMUNUN SANCILARINA ŞAHİT OLMAK, YİNE MARTILARIN ACI ÇIĞLIKLARIYLA GÖZLERİMİ AÇMAK SABAHA, YİNE İYOT KOKUSUNU SOLUMAK DERİN DERİN, SOLUKSUZ ALIRCASINA, YİNE BALKONUMDAKİ KIRLANGICIN YAVRUSUNA SÖYLEDİKLERİNİ DİNLEMEK, YİNE PAPATYALARA GÜLÜMSEMEK... VE SONRA YÜREĞİMİN TÜM COŞKUSUYLA GELİP, PENCERENİZDEN SİZE MERHABA DEMEK... IŞIL IŞIL BİR İZMİR SABAHINDAN KİRPİKLERİNİZE İNMEK BİR ÇİĞ TANESİ SERİNLİĞİNDE...MERHABA
Bağlantı

• 3/5/2007 - .

Yazan: nergizcankul
Hayat yaşandığı kadar vardır.
Gerisi ya hafızalardaki hatıra ya hayallerdeki ümittir.
Hüsranı ise birtek yerde kabul ediyorum.
Yaşamak varken yaşayamamış olmakta.
Uçsuz bucaksız gökyüzünde kanat çırpan martıların.
Sonsuz huzuru anlatan denizin maviliğinde gördükleri
Kendi yansımaları kadar eşsiz hayat.....
Gülümsedikçe ve umut ettikçe yaşamaya değer.

selam ve sevgilerimle...
Bağlantı

• 1/5/2007 - merhaba..

Yazan: fatoscb
arkadaşım ne kadar uğraşmış olsakta boş bizim milletimiz önyargılı,tanımadan bilmeden kapıldıklara rüzgara uyup yorum yapmaya,yermeye meraklılar..Yinede büyük bir ilerleme olduğunun farkındayım eskiye göre Nazım Hikmet şiirleri, yaşantısı , son zamanlarda daha çok gündeme geldi sanırım bu da bizim gayretlerimizle gerçekleşti.Güzel bir yazıydı keyifle okudum..görüşmek üzere..
Bağlantı

• 28/4/2007 - merhaba

Yazan: huznunyuzueylul
Akşamdan kalma yıldızları toplayıp, sabah esintisiyle serptim yüreğinize, sevgi olsun, umut olsun, huzur olsun diye...Merhaba güzel bir İzmir sabahından sevgimle.
Bağlantı

• 26/4/2007 - Eylül'den

Yazan: huznunyuzueylul
Sabahın alacakaranlık şafağında garip bir serçeyim yüreğinin kıyısında. dudaklarımdan yükselen bir tebessüm sıcaklığında, gözlerimde topladığım tüm yıldızları getirip koydum başucuna...merhaba.
Bağlantı

• 22/4/2007 - Eylül'den

Yazan: huznunyuzueylul
Nisan, Bahar ve Eylül... Balkonumda papatyalar, bahçemde açan güllerle yarışırken, kırlangıcım yavrulamış... Martılar çığlık çığlığa sabahın bu erken vaktinde... burnuma keskin bir iyot kokusu geliyor ve genzimi yakıyor... Dumanı tüten bir fincan kahve ile balkona çıkıyorum ve eşsiz güzelliği seyre dalıyorum... Bir kelebek kanat çırparak uzaklaşırken yüreğimin üzerinden, bakışlarıma yazdığım sevgimi gönderiyorum size... Ne güzel bir şeymiş sevebilmek, çıkarsızca beklentisizce... Görmeden de kelimelerin bestesinde de sevebilirmiş insan... Benim sizleri sevdiğim gibi... Merhaba güzel bir İzmir sabahından:)))
Bağlantı

Hakkımda

Hayata dair her şey şiir, söyleşi, tartışma ve resim

Son yazılar

Şahmaran Efsanesi (Şahmaran Efsanesi Hakkında)
VERMEK ÜSTÜNE
YASAM USTUNE
Siyah daha koyudur ve en dürüst. Neden?
Mehmet Akif’in Neyzenliği ve Neyzen Tevfik
Kadınlar üzerine söylenmiş özlü sözler
Hak ve Adaletten Bi Haber Olanlara İthaf Olunur!!
Yengec ve Kizi
Murphy'nin Orijinal Yasaları
Yürekteki yanık
Gerçek Sevgi,paylaşmak
Önümüzdeki büyük engeller
Bir Saat
Burakın ışığınız yayılsın
Sevgiyi içeri davet edin
Bir nasihat 1000 akçe
Zekeriya Sertel'den Nâzım Hikmet
Bir Insanlik Analizi: Nazim HIKMET RAN
ANA ÖĞÜDÜ / Tahsin SARAÇ
BENİM GÜZEL YAVRUM / Rıfat ILGAZ
ARABALAR BEŞ KURUŞA / SABAHATTİN ALİ
Üç Dil Bileceksin / Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
Gazete Oku Tamboy 1. Sayfalar
İzmir Konak Belediyesi Sitesi
Güncel Türkçe Sözlük'te Söz Arama
Seçim Kütükleri İçin Seçmen Sorgulama
Bia.Net
Sinema / Nerde Ne Var?
Milliyet- Kitap
Radikal- Kitap
Cumhuriyet- Kitap
Kitap-lık Dergisi
Türk Dili Dergisi
Yeni Asır Gazetesi
T.C Kimlik Sorgulama
Vergi Kimlik Numarası Sorgulama
T.C Emekli Sandığı
Sude'nin Günlüğü
SuDem
Sudem 2

Kategoriler

  • Arastirma
  • Duyuru
  • Haber
  • Inceleme
  • Masal
  • Odul
  • Oyku
  • Siir
  • Soylesi
  • Yarisma
  • Yorum
  • Arkadaşlar

    kastamonunet
    oykuleroykuculer
    ogretbensen
    romanyazilari
    esincolak
    sudemle1
    aysunsay
    hazanmevsimi
    SariYazma
    sahinsah
    huznunyuzueylul
    dusbahcesi
    tulaybilgin
    sukarakus
    asu
    kaybolusculuk
    lepidoptera
    izoiscaticephe
    sabahYILDIZI
    canandansiirler
    berrinsulari
    sinemaoyun
    sophia
    gorseldil
    YeniGuneTurku
    gulcanca
    Guldeste
    kastamonum
    senpazarli
    esevcanca
    Hasan37
    sudemle
    siirlersairler
    kaylule
    karsittez
    cumhuriyethalkpartisi
    muzaffererdem
    HandanGokcek2
    kastamonuluyuz
    alisahin37
    yeniedebiyat
    UmitZeynep
    yedincisanat
    AydakiAdaM
    blogumuz
    rabiayuksel
    belitt
    ebrusum79
    cazibelibocek
    enar
    ahsude
    AlsahIndex
    BenimEserlerim
    ayseliden
    Aykiz
    astroakademi
    ahmetyazar
    AR
    aakif
    siiryarismasi
    akiks
    aylinkircali
    fatoscb
    edakeskin
    gazikemal
    ahmetturanaltunsu
    ANDAY
    begonya35
    benhaladeliyim
    cocukca
    derlemeler
    dertligarip
    dilsizmutercim
    ehicran
    emeginsanati
    eyferu
    ferideozmat
    geda
    ideadersler
    ilhanM
    korgul07
    kunar
    lalecik
    Adaa54
    turkeyLOVE
    saraykoy
    sanategitimi
    maviumutuzakmavi
    benyaziyorum
    gulcanla
    sudemle2
    huseyinizgi1984
    pazaryolu
    atamla
    hukuksal
    AlsahBloklariIndeksi
    sudemle3
    yorumsizin
    AlsahBloklariIndexim
    AlsahBloglariIndexi

    Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa http://alsahblog.blogcu.com/